Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Eğlence / En İyi Hapishane Filmleri

En İyi Hapishane Filmleri

 1-The Shawshank Redemption (Esaretin Bedeli)-1994 

Şu anda IMDB’ ye göre en iyi film olarak gösterilen Esaretin Bedeli, bunu sonuna kadar hakeden bir film. Esaretin Bedeli sadece bir hapishane filmi değil, ondan çok fazlası var bu filmde.
Başarılı bir bankacı olan Andy Dufresne, karısını ve sevgilisini öldürmek suçundan Shawshank hapishanesine ömür boyu hapis cezasını çekmesi için gönderilir. Hapiste sessiz bir kişilik olarak dikkat çeken Dufrense, yıllardır hapiste olan Red ile güzel bir dostluk kurar. Ve uzun yıllar haksız yere girdiği hapishanede istemediği işler yapmak zorunda kalır.Tim Robbins ile Morgan Freeman’ın performanslarından güç alan bu 40’ların hapishane gerçeğine parmak basan eserin Stephen King’in romanından uyarlandığı da not düşülmeli. Ana akım hikaye anlatma sinemasının tavizsiz yönetmenlerinden Frank Darabont ise filme Oscar adaylıkları getirmişti.

2-The Green Mile (Yeşil Yol)-1999

Stephen King’in romanından yine Frank Darabont’un uyarladığı büyük bir başyapıt.Etkileyici anlatımı, inanılmaz oyuncu performansları, sarsıcı idam sahneleriyle akıldan çıkmıyacak bir drama.Gerçek bir olaydan filme uyarlanan Yeşil Yol filminde; idam mahkumlarını hücrelerinden alıp, infazlarının gerçekleşeceği bir millik bir mesafede onlara eşlik eden bir infaz görevlisinin, ik küçük kızı öldürmekten idama mahkum edilen bir adamla olan diyalağu konu alınıyor. İdam mahkumu Coffey aslında iri cüssesine rağmen oldukça duygusal bir yapıya sahiptir. Bunu gören Edgecomb, ona gerçekten bu suçu işleyip işlemediğini sorar. Böylece hayatı boyu unutamayacağı bir insanı tanımış olur.

3.Papillon (Kelebek)-1973

Hapishane filmlerine ‘destansı’ anlatıyı getirerek çığır açan bir başyapıt. Üç bölümde bir suçlunun tasvirini böylesi bir metotla yaparken Francis Ford Coppola’nın gangster filmine uyguladığını alana tahsis eden bir eser. Yönetmen Franklin J. Schaffner’ın zekasının kaynağında usta oyuncu Steve McQueen var.Sadece hapishane filmleri sevenler için değil, tüm sinemaseverlerin izlemesi gerek bir başyapıt olan Papillion’ da, Dustin Hoffman ve Steve McQueen film başrollerinde oynuyor. Filmin yazarının gerçek hayat hikayesinden alınma bir yapım olması insanı daha da bir etkiliyor açıkçası.
Lakabı kelebek olan Charriere, haksız yargılandığı bir mahkeme tarafından kaçmanın imkansız olduğu bir ada da hapishaneye gönderilir. Yolda tanıştığı Louis’ le, kaçma planlarını daha mücadeledeci olarak sürdürecektir. Ancak onlarca kez denemelerine karşın tam 20 yıldır bu hapishaneden kaçamamışladır. Ancak ikiside hiç vazgeçmeyecek, sonuna kadar şanşlarını zorlayacaklardır.

4.Hunger (Açlık)-2008

Bobby Sands’in hapishanede yaptığı grevi ele alan yapıbozucu bir alt tür örneği. Diyalog odaklı orta bölüm sekansının yanında sessizlik üzerine Godardiyen bir format analizi diyebiliriz. Hapishane filmlerinin verdiği yegane başyapıtlardan. İngiliz sinemasının da medar-ı iftiharlarından biri.

5.Birdman of Alcatraz (Alcatraz Kuşçusu)-1962

Gerçek bir hikayeden uyarlanan film, ‘Alcatraz Hapishanesi’ gerçeğinin en çarpıcı beyaz perde temsillerindendir. ‘Yeni Hollywood’ düşüncesini fitilleyen yönetmenlerden John Frankenheimer’ın yaklaşımıyla dikkat çektiği kesindir “Alkatraz Kuşçusu”nun. Bu durum ‘ömür boyu hapis’ cezası aldıktan sonra bunu tek bir hücrede yalnız geçirmeye mahkum edilen bir adamın ‘insanlık’ arayışına, çekici bir ‘akıcılık’ getirmiştir. Elbette Burt Lancaster imzasını da arkasına alarak… Hollywood’da ‘Alcatraz’ kelimesinin ilk ortaya çıktığı yerlerden biridir bu eser.Defalarca izleyip sıkılmadığım filmlerden.

6-Cool Hand Luke-(Parmaklıklar Ardında )-1967

Paul Newman’ın ‘suçlu’ performasından ve Vietnam Savaşı ile Soğuk Savaş’ın psikolojisinden güç alan dingin bir alt tür filmi. Bir Oscar ödülü bulunan eserin yönetmenlik koltuğunda Stuart Rosenberg oturuyor. Alanın ‘psikoloji’ odaklı bir noktaya uzanılabileceğini kanıtlamasıyla da, seçkinin içinde ‘alternatif’ bir yere yerleşiyor bizde “Parmaklıklar Ardında” adıyla bilinen “Cool Hand Luke”.

7-Dead Man Walking (Ölüm Yolunda)-1995

Esaretin Bedeli’ nin Andy Dufrense’ i Tim Robbins’ in senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı, Sean Penn ve Susan Sarandon gibi usta oyuncuların rol aldığı yapım, daha çok duygusal yönüyle ağır basıyor.
İdam gününü bekleyen bir mahkum ile onunla mektuplaşmaya başlayan rahibe arasında gidip geliyor film. Bu yakınlaşma sonucu rabibe aslında onun, idam mahkumu olmasına rağmen iyi bir insan olduğunu anlamasına nede olacaktır.

8-A Clockwork Orange (Otomatik Portakal)-1971

Stanley Kubrick’in kült denebilecek filmi. Gerçek bir başyapıt.Alex ve çetesinin hikayesinin işlendiği film, Alex’in hapse düşmesiyle farklı bir hal alır. Alex devletin yeni programının kobayı olmayı kabul eder ve hikaye dersini verir. İçinde fazlasıyla müstehcen sahne var. Öyle bir iki dakikalıkta değil, izleyenlerin bunu göz önüne alması gerekir.

9. Celda 211 – 2009

Temposu bir an bile düşmeyen, sürükleyici ve bir o kadar da etkileyici İspanyol yapımı hapishane filmi. Genel olarak hapishanedeki mahkumların, kötü koşullarda muameleye maruz bırakılmalarına bir eleştiri mesajı veriyor.insan hakları kategorisinde ödül de almıştır.
Juan adlı genç adam, gardiyan olarak işe başlayacağı hapishanede dolaşırken, tavandan düşen sert bir sicim yüzünden bayılır. Onu gezdiren gardiyanlar, yardım çağırmak için Juan’ ı 211 numaralı boş hücreye bırakırlar. Şans budur ya işte, tam o esnada da hapishanede bir isyan başlar. Üzerinde sivil kıyafet olduğundan, diğer mahkumlarda onun gardiyan olduğunu anlamazlar. İsyan bitene kadar mahkum rolünü devam ettirmek zorundadır.

10-American History X -1998

American History X, Edward Norton‘ un büyük çıkışını yaptığı film olarak söylebilir. Irkçılık konusuna çok güzel bir şekilde değinen, mutlaka izlenmesi gerek harika bir yapıt.
Filmde Edward Norton, babası zenciler tarafından öldürülen Neo Nazi bir adamdır. Arabasını soymak isteyen üç zenciyi öldürdükten sonra hapishaneye gönderilir. Burada başına gelen olaylardan sonra, neden ırkçı olduğunu sorgular.

11.Escape From Alcatraz (Alkatraz’dan Kaçış)-1979

Don Siegel’dan unutulmaz bir kaçışın, hafif görkemli, 70’ler ruhuna uygun öyküsü. Başrolde Clint Eastwood ve ada hapishanesi Alcatraz var. 2.35:1 formatında ve ‘karakter ve mücadelesi’ konseptinde soğukkanlı ama anlamlı bir eser.Clint Eastwood ve New York’ ta Beş Minare filminin de oyuncu kadrosunda olan Danny Glover‘ in başrollerde olduğunu, Esaretin Bedeli’ yle hemen hemen aynı kurguda olan, hapishane filmleri kategorisindeki mutlaka izlenmesi gerek filmlerin başında yer alıyor. Filmin 1979 yılı yapımı olduğuna bakıp izlemekten vazgeçmeyin diye bir de not düşelim.
Daha yeni bir film olan “The Rock” filmininde geçtiği, Alcatraz hapishanesinden kaçmayı kafalarına koyan üç mahkumun etkileyici öyküsü.

12.Zonzon -1998

90’ların çıkıştaki Fransız yönetmeni Laurent Bouhnik imzalı, görsel açıdan dikkat çekici bir deneme. Pascal Greggory’nin başrol perfomansının yanında açı-mercek tercihleri konusunda sıkışmışlığa yaptığı yorumla halen zihinlerden çıkmadı “Zonzon”.

13. R – 2010 

Hapishanede kalan ‘mahkum psikolojisi’ konusunda ihtisas yapan bir ilk film. Tobias Lindholm-Michael Noer ikilisinin yüksek plan sekans alma ve ses bandı kullanma becerisiyle yükselen, yerine göre ‘şiddet’ ve ‘din’ gibi kavramlara da giren özel bir eser. Üstelik Danimarka mamulü…

14.Das Experiment (Deney) – 2001

2010’da bir Hollywood yeniden çevrimine malzeme olan yapıt, popüler sinema anlatısını iyi bilen Oliver Hirschbiegel’in çıkış filmi aynı zamanda. Moritz Bleibtreu’nun bir ‘kapan’a tıkılıp ‘denek’ hayvanı haline getirilmesi kuşkusuz hapishane filmi alanına ‘Biri Bizi Gözetliyor’ mantığını sokmuştu. Bu da zaten “Deney”in kısa sürede uzun yollar kat etmesini sağladı.

15-Le Trou – 1960

Jacques Becker imzalı bir hapishaneden kaçış filmi. Fransa’nın da ‘gangster yaratma’ konusunda Hollywood ile bir zamanlar yarıştığını ispatlayan bir eser.

16.Un Prophete (Yeraltı Peygamberi) – 2009

Malik adlı kimliğinden kopmuş bir Arap genci cezaevine düşer. Cezaevini kontrol eden Korsikalı mafya grubu Malik’i başka birini öldürmesi için zorlar. Malik cinayetinin ardından Korsikalı mafya grubunun el ayak işlerini yapar. Zamanla mafya liderinin en has adamı olacak. Cezaevinin dışına çıkma fırsatı bulduğunda kendi hesabına çalışmaya başlayacaktır. Fevkalade sürükleyici bir hikaye.

17.Murder in the First – 1995

Ağır bir dram… Acı bir hikaye… Öksüz ve yetim hayatta kalmaya kalmaya çalışan iki kardeşten Henri Young, kız kardeşinin karnını doyurmak için beş dolar çalar ve hapse düşer. Hem de Alcatraz’a, sonra başarısız bir firar girişiminde bulunur. Sonrası ardı arkası kesilmeyen hücre cezası. Henri’nin hikayesi bir avukatla kesişir ve olaylar gelişir. Adalet sistemini ve kavramını sorgulamanızı sağlayacak bir hikayesi var. Ağırlıklı olarak mahkeme salonlarında geçiyor. Kevin Bacon, oyunculuğunu konuşturmuş. 

18.The Count of Monte Cristo (Monte Kristo Kontu) – 2002

Alexander Dumas’ın ünlü eserinden uyarlama olan film. Evlilik hazırlıkları yapan bir denizcinin arkadaşının ihanetine uğrayıp hapse düşmesi ve sonrasında intikam alması olrak özetlenebilir. Hapishaneden kaçış yöntemi diğer filmlerden farklılık arz eden güzel bir hikaye.

19.Felon (Mahkum) – 2008

Wade Porter, evine giren hırsızı kazayla öldürür ve hapse düşer. Cezaevi aracında bir cinayete şahit olur ve hayatı değişir. Bir tarafta cinayet hakkında bilgi isteyen gardiyanlar diğer tarafta sessiz kalmasını isteyenler vardır. Cezaevi yalnızlığı kaldırmamaktadır. Beyazlar, Zenciler, Asyalılar ve Latinler ceazevinde gruplara bölünmüştür. Wade’in tek amacı süreyi doldurup hapisten çıkmaktadır. Hücresine gelen katil olayların seyrini nasıl değiştirecektir. Nişanlısıyla ilişkisi ne olacaktır. Sürükleyici filmdir vesselam.

20.First Time Felon (İlk Suç) – 1997

Greg Yance, bir sokak çetesi mensubudur. Uyuşturucu satışından para kazanmaktadır. Bir gün bir polis baskınında yakalanır ve cezaevini boylar. Yalnız ilk suçu olduğu için bir uyum programına alınması uygun görülür ve uyum programına dahil olur. Eğer programı tamamlayamazsa hapse girecektir. Bu arada kendisiyle beraber aynı programa giden rakip çeten başka biri daha vardır. Greg, hayatını değiştirebilecek midir? Gerçek bir öyküymüş. Güzel bir hikaye.

21.O Brother, Where Art Thou? (Nerdesin Be Birader ? ) – 2000

Bu film aksiyonlu, sert, gerilimin yüksek olduğu hapishane filmi arayanlar için değil maalesef. Komedi unsurlarına bolca yer verilen bir hapishaneden kaçış filmi.
Çaldıkları paraları, yakalanmadan saklayan ve bir an önce özgürlüklerine ve paralarına kavuşmak için plan yapan üç kafadarın hapishaneden kaçış öyküsü.

22.The Hurricane – 1999

Denzel Washington‘ un başrolünde olduğu ve diğer hapishane filmleri kadar bilinmeyen, belki de hapishaneden kaçış teması üzerine kurgulanmamış olduğundan çok ilgi çekmemiştir. Ancak yine de kesinlikle izlenmesi gereken filmler arasında yerini almalı bence.
Kariyerinin dönüm noktasında olan bir Carter, sırf zenci düşmanı bir polis yüzünden, işlemediği bir cinayet suçundan hapse girer. Irkçılığa karşı duyduğu nefreti “16. Round” adlı otobiyografisinde anlatır. Kitabı okuduktan sonra onun suçsuz olduğuna inanan bir kadının sayesinde Cartes, yeniden özgür olabilmek için çabalamaya başlayacaktır.

23. The Last Castle – 2001

Hayatı başarılarla dolu bir general, savaş sırasında verdiği yanlış emirle komutasındaki askerlerin bir jısmını kaybetmiştir. Bu sebeple yargılandığı askeri mahkeme tarafından hapis cezası alır. Askeri cezaevindeki mahkumlar arasında rütbesi en yüksek asker olduğundan oldukça dikkat çeker. Mahkumlara karşı kötü muamele gösteren hapishane müdürüne karşın, cezaevindei askerlerin toplu şekilde hareket etmesini sağlar ve kısa sürede yeniden saygı kazanır. Şimdiki hedefleri hapishaneyi ele geçirip yönetimin değişmesini sağlamaktır

24.Law Abiding Citizen – 2009

Adalet sistemindeki çarpıklığı gözler önüne seren ve bir bölümü hapishanede geçse de, diğer filmlere göre daha az hapishane sahneleri mevcut.
Shelton, eşi ve küçük kızıyla yaşayan ve geçimini yaptığı icatlarla kazanan bir mühendistir. Bir gün iki saldırgan evlerine girer ve Shelton’ ın gözlerini önünde eşi ve kızını tecavüz ettikten sonra öldürür. Saldırganlar yakalanmış ve avukat Nick tarafından yapılan bir anlaşmaya göre, biri idam cezasına çarptırılırken diğeri ufak bir hapis cezasından sonra serbest kalmıştır. Bu kararla tatmin olmayan Shelton, kendi yöntemleri ile saldırganların cezalarını verecektir. Adalet sistemininde de suçu bulup, bu karar da kimlerin etkisi varsa, tek tek hepsini ortadan kaldırmak için uğraş verecektir.

25.Brubaker – 1980

Çocukken izlediğim,hoşuma giden filmlerden.Henry Brubaker (Redford), Arkansas\’ta bulunan Wakefield cezaevine atanır. Cezaevinin gerçek koşullarını ’içeriden’ görebilmek için, müdürlüğünü yapacağı cezaevine bir mahkum kimliğinde giren Brubaker, kısa sürede işinin çok zor, hatta imkansız olduğunu anlar. Çürümüşlük ve suistimaller arasında doğru bildiğini yapmak, kolay olmayacaktır.

26.Tango & Cash – 1989

Hem güldürüp ,hem de bolca aksiyon izlettiren filmdir.Los Angeles Polis Departmanı’nında narkotik polisleri olan Ray Tango ve Gabriel Cash, birbirleriyle rekabet halinde olan iki değerli kanun adamıdır.
Şehrin karanlık ve gaddar suç lordu Yves Perret, işlerine taş koydukları gerekçesiyle bu iki başarılı polisi bir cinayetle suçlanmalarını sağlayacak şekilde tuzağa düşürür.
Hapse giren iki kafadar onurlarını ve hayatlarını kurtarmak zorundadırlar. Ancak bu hiç kolay olmayacaktır.
Sovyetler Birliğin’nden Amerika’ya göç eden ünlü yönetmen Andrei Konchalovsky, bu filmle Hollywood’a adım atmış ancak, istediği kadar özgür olamadığı ve şartlara alışamadığı için projeyi yarıda bırakmıştı. Konchalovsky ’nin yarım bıraktığı işi tamamlamak Albert Magnoli’ye düşmüştü.


Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Scroll To Top